|
Aristoteles, Assos'ta kaldığı süre
içerisinde, zaman zaman dostu Teofrastos'un memleketi
olan Mytilen'e gitmiştir. Bu seyahatlar, Aristoteles'in
gözlemler yapması ve kendisini yetiştirmesi açısından
çok yararlı olmuştur. Bu sıralarda II. Philip, oğlu
İskender için iyi bir öğretmen aramaktaydı ve Assos'taki
okulun yöneticisi olan Aristoteles, yavaş yavaş
dikkatini çekmeye başlamıştı. Görev, Aristoteles'e
önerildi ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II.
Filip'in oturmakta olduğu Pella'ya gitti. Aristoteles'in
öğretmenliği, 343 yılından 340 yılına kadar sürdü.
İskender, 336'da babası ölünce, onun yerine geçti ve
eski öğretmeni Aristoteles'i danışman olarak atadı. Daha
sonra İskender Yunanistan'daki ve Balkanlar'daki
ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince,
Aristoteles, onu bırakarak, büyük idealini
gerçekleştirmek amacıyla, yani yeni bir okul kurmak
amacıyla Atina'ya döndü. İskender'in M.Ö. 323 yılında
ölmesi, Aristoteles'i çok güç bir durumda bırakmıştı;
çünkü Lise'nin kurulması sırasında İskender'in yapmış
olduğu yardımlar ve Hermenias için yazmış olduğu zafer
türküsü, Atina'daki düşmanları tarafından hatırlanmıştı.
Aristoteles, dinsizlikle suçlandı ve Atinalıların,
Sokrates'i ölüme mahkum etmekle işlemiş oldukları suçu
yinelememeleri için Chalcis'e kaçtı ve orada yakalanmış
olduğu bir hastalık sonucunda M.Ö. 322 yılında öldü.
Aristoteles'in hiçbir resmi kalmamıştır. Diogenes'e
göre, ince bacaklı ve küçük gözlüymüş. Viyana'daki Sanat
Tarihi Müzesi'nde sergilenmekte olan mermer başın
Aristoteles'e ait olduğu iddia edilmekteyse de, bunu
kanıtlayacak herhangi bir ipucu yoktur. Aristoteles,
İskender'i bırakarak Atina'ya döndüğünde, oradaki
dostlarıyla buluşmuştu; ama aradan 20 yıl geçmiş olduğu
için, artık eski okuluna dönemezdi. Başka bir okul
kurmaya karar verdi ve bu maksatla kentin batısında
bulunan ve Apollon Lyceios'un (Kurt Tanrı) anısına
ayrılmış olan ormanlık alanı seçti. İşte bugün de
kullanmakta olduğumuz Lise adı, bu Lyceios'tan
gelmektedir. Lise'de eğitim ve öğretimin nasıl
yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye sahip değiliz;
ancak bazı kaynakların bildirdiğine göre, sabahları yeni
başlayanlara, akşamları ise geniş halk kitlelerine
dersler verilmekteymiş. Akademi ve Lise, aslında felsefe
öğretimi veren okullardı. Ancak Akademi, daha çok
metafiziğe ve bu arada ahlak ve siyaset gibi konulara
yönelmişti. Lise'de ise araştırmalar, Aristoteles'in
daha çok mantık ve bilimlerle ilgilenmesi nedeniyle, bu
alanlarda yoğunlaşmıştı. Aristoteles 13 yıl boyunca
Lise'nin yöneticiliğini yaptı ve ölümünden sonra yerine
arkadaşı Teofrastos geçti. Teofrastos, 37 yıl bu okulun
yöneticiliğini üstlendi ve yapmış olduğu yeni
düzenlemelerle Lise'yi kurumsallaştırmayı başardı; ancak
Lise, Akademi kadar uzun ömürlü olamadı. Aristoteles'in
matematik bilgisi araştırmalarına yeterli olacak
düzeydeydi; bilimleri matematik, fizik ve metafizik
olarak üç bölüme ayırırken, Platon gibi, matematiğe -
yani aritmetik, geometri, astronomi ve müzik bilimlerine
- bir öncelik tanımıştı; ancak uygulamalı matematikle
ilgilenmiyordu. "Eşit şeylerden eşit şeyler çıkarılırsa,
kalanlar eşittir." veya "Bir şey aynı anda hem var hem
de yok olamaz (üçüncü durumun olanaksızlığı ilkesi)"
gibi aksiyomların bütün bilimler için ortak olduğunu,
postülaların ise sadece belirli bir bilimin kuruluşunda
görev yaptığını söyleyerek, aksiyom ile postüla
arasındaki farklılığa işaret etmişti. Aristoteles'in,
süreklilik ve sonsuzluk hakkında yapmış olduğu temkinli
tartışmalar, matematik tarihi açısından oldukça
önemlidir. Sonsuzluğun gerçek olarak değil, gizil olarak
varolduğunu kabul etmiştir. Bu temel sorunlar üzerindeki
görüşleri, daha sonra Archimedes ve Apollonios
tarafından yeniden işlenip değerlendirilecektir.
Aristoteles, astronomiye ilişkin görüşlerini Fizik
ve Metafizik adlı eserlerinde açıklamıştır; bunun
nedeni, astronomi ile fiziği birbirinden ayırmanın
olanaksız olduğunu düşünmesidir. Aristoteles'e göre,
küre en mükemmel biçim olduğu için, evren küreseldir ve
bir kürenin merkezi olduğu için evren sonludur. Yer
evrenin merkezinde bulunur ve bu yüzden, evrenin merkezi
aynı zamanda Yer'in de merkezidir. Bir tek evren vardır
ve bu evren her yeri doldurur; bu nedenle evren-ötesi
veya evren-dışı yoktur. Ay, Güneş ve gezegenlerin
devinimlerini anlamlandırmak için Eudoxos'un ortak
merkezli küreler sistemini kabul etmiştir. Acaba
Aristoteles bu kürelerin gerçekten varolduğuna inanıyor
muydu? Elimizde buna ilişkin kesin bir kanıt
bulunmamakla birlikte, geometrik yaklaşımı mekanik
yaklaşıma dönüştürmüş olması, inandığı yönündeki görüşü
güçlendirmektedir. De Caelo'da (Gökler Üzerine) yapmış
olduğu en son belirlemelere göre, en dışta bulunan
Yıldızlar Küresi, yani evreni harekete getiren ilk
hareket ettirici, aynı zamanda en yüksek tanrıdır.
Metafizik'te ise, Yıldızlar Küresi'nin ötesinde, sevenin
sevileni etkilediği gibi gökyüzü hareketlerini
etkileyen, hareketsiz bir hareket ettiricinin
bulunduğunu söylemiştir. Öyleyse Aristoteles, yalnızca
gökcisimlerinin tanrısal bir doğaya sahip olduğuna
inanmakla kalmamakta, onların canlı varlıklar olduğunu
da kabul etmektedir. Bu evrenbilimsel kuram, Fârâbî ve
İbn Sinâ gibi Ortaçağ İslâm Dünyası'nın önde gelen
filozofları tarafından da benimsenecek ve Kuran-ı
Kerim'de tasvir edilen Tanrı ve Evren anlayışıyla
uzlaştırılmaya çalışılacaktır. Aristoteles'e göre,
Evren, Ayüstü ve Ayaltı Evren olmak üzere ikiye ayrılır;
Yer'den Ay'a kadar olan kısım, Ayaltı Evren'i, Ay'dan
Yıldızlar Küresi'ne kadar olan kısım ise Ayüstü Evren'i
oluşturur. Bu iki evren yapı bakımından çok farklıdır.
Ayüstü Evren ve burada yer alan gökcisimleri, eterden
oluşmuştur; eterin, mükemmel doğası, Ayüstü Evren'e
ezelî ve ebedî bir mükemmellik sağlar. Buna karşılık,
Ayaltı Evren, her türlü değişimin, oluş ve bozuluşun yer
aldığı bir evrendir. Burası, ağılıklarına göre, Yer'in
merkezinden yukarıya doğru sıralanan dört temel öğeden,
yani toprak, su, hava ve ateşten oluşmuştur; toprak,
diğer üç öğeye nispetle daha ağır olduğu için, en altta,
ateş ise daha hafif olduğu için, en üstte bulunur.
Aristoteles'e göre, bu öğeler, kuru ve yaş ile sıcak ve
soğuk gibi birbirlerine karşıt dört niteliğin
bireşiminden oluşmuştur. Varlık biçimlerinin mükemmel
olmaları veya olmamaları da Yer'in merkezine olan
uzaklıklarına göre değişir. Bir varlık Yer'e ne kadar
uzaksa, o kadar mükemmeldir. Bundan ötürü, merkezde
bulunan Yer mükemmel olmadığı halde, merkeze en uzakta
bulunan Yıldızlar Küresi mükemmeldir. Bu mükemmel küre,
aynı zamanda Tanrı, yani ilk hareket ettiricidir.
Aristo'nun bu ve diğer görüşleri orta çağ boyunca bir
çok filozozu etkilemiş, ve daha sonraki dönemleri de
şekillendirmiştir. belki de felsefenin temel ilkeleri
Arsito mantığı üzerine kurgulanmıştır.
|