|
Kadınca |
|
|
|
. |
|
Kilo Vermek |
 |
|
. |
|
|
| |
|
|
|
Önce Sağlık |
 |
Varislerinizden kurtulabilirsiniz!
24.09.2007
- Bu haberi 150 kişi okudu.
Damar içi lazer tedavisi ile varislerden
kurtulmak mümkün artık! Sema Hastanesi Kalp
Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Aşkın Ali
Korkmaz damar içi lazer tedavisi hakkında merak
edilenleri anlattı...
|
Varis
nedir?
Varis; vücudumuzda kanın geri dönüşünü sağlayan
toplardamarın hastalığıdır. Kanın geri dönüşünü
yerçekimine karşı etkili biçimde yapabilmek için
toplardamarların içinde tek yönlü çalışan (yukarı
doğru) kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklardaki
yetersizlik sonucu kan bacaklarımızda birikir. Zaman
içinde bu biriken kanın oluşturduğu basınç cilt
altındaki toplardamarların genişleyip görünür hale
gelmesine neden olur.
Özellikle bacağımızın iç yüzünde ayak bileğinden
kasığa kadar seyreden ana toplardamarda (büyük safen
damarı) oluşan geri kaçış daha küçük yüzeysel
damarları etkileyerek bacaklarda diz altı ve üstünde
varisler yapar.
Varislerin bacaklarımızdaki görüntüyü
çirkinleştirmesi dışında bacaklarda ağrı, şişlik ve
dolgunluk hissine neden olur. Bazen gece krampları
görülebilir. Eğer tedavi edilmezse zaman içinde
egzama, cilt lekeleri hatta iyileşmeyen bacak
yaraları gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.
Varis kimlerde olur?
Dünya üzerinde milyonlarca insan varis şikayeti ile
doktora başvuruyor. Çoğunlukla kalıtımsal nedenler
ön planda. Kadınların %40’ı erkeklerin %25’inde
varis görülüyor.
Diğer nedenler;
- Hamilelik, doğum kontrol hapı alınması.
- Uzun süre ayakta kalmayı ya da oturmayı gerektiren
meslekler.
- Hareket azlığı, şişmanlık.
- İleri yaş.
- Bacak enfeksiyon ve travmaları, jartiyer yada sıkı
lastikli çorap kullanımı eğilimi olanlarda varise
neden olabilir.
EVLT (Damar içi lazer tedavisi) nedir?
EVLT varise neden olan toplardamarın, iz bırakmadan
ve ameliyatsız lazer ışınları kullanarak içten
yakılması yöntemidir. Lokal anestezi ile basit bir
müdahale odasında yapılabilmesi ve kısa ve büyük
ölçüde ağrısız bir iyileşme dönemi olması gibi
avantajları bulunuyor.
Tedavi genellikle 1 saatten az bir sürede yapılıyor
ve hasta müdahale odasından yürüyerek çıkıp aynı gün
evine dönebiliyor. Günlük normal aktivitelerini
hemen yapabilen hastalar eğer çalışıyorlarsa 1–2 gün
içinde işlerine başlayabiliyor.
EVLT nasıl yapılır?
İşlem öncesi:
Tedaviden birkaç saat veya hemen önce yapılan
muayene ve tetkikler bulunuyor. Bacağın ultrasonik
doppler ile değerlendirilmesi ve fizik muayene
bulguları ile problemin nedeni ve ciddiyeti
anlaşılıyor. Bu bilgiler ışığında hastaya hastalığı
ve girişimin ne şekilde yapılacağı ayrıntısı ile
anlatılıyor ve hastanın soruları cevaplanıyor.
Girişimin olası riskleri konusunda hasta
aydınlatılıyor ve onayı isteniyor.
İşlem sırasında:
- Müdahale odasında yatırılan hasta steril örtülerle
örtülür.
- İşlemin yapılacağı bacakta kateterin giriş
noktasına lokal anestezi yapılır.
- Ultrason rehberliğinde işlem yapılacak damar
bulunur.
- Lazer kateteri kasığa kadar yine ultrason
rehberliğinde ilerletilir.
- Damarın seyri boyunca yine özel karışım bir lokal
anestezi (tümesan anestezi) yapılır.
- Lazer kateteri yavaş bir şekilde kasıktan giriş
yapılan yere kadar çekilerek damar içten lazer
ışınları ile tahrip edilir.
İşlem sonrası:
- EVLT işleminin hemen sonrasında elastik bandaj
veya basınçlı varis çorapları ile işlem yapılan
bacağa kompresyon uygulanır.
- Bandaj ya da çorabın ne kadar kalması gerektiği
(en az 24 saat) ve hangi durumlar olmadıkça
gevşetilmemesi konusunda hastaya ayrıntılı bilgi
verilir.
- Hasta aynı gün evine gönderilir eve giderken
yürüyebilir ve eve döndükten sonrada kısa yürüyüşler
yapması önerilir.
- 2 gün sonra kontrole çağrılan hasta, artık günlük
işlerine dönebilir sadece sıcak banyo ve ağır
egzersizler yapmaması önerilir.
- EVLT işlemi sonrası rahatsızlık hissi minimumdur
hastayı çok rahatsız etmeyen, işlem bölgesindeki
hassasiyet ve kızarıklıklar 7–14 gün içinde
iyileşmektedir.
- Hasta 1 hafta sonra kontrole çağrılır. Daha
sonraki kontrollerinin nasıl ve ne zaman olması
gerektiği konusunda bilgilendirme yapılır.
EVLT hakkında sık sorulan sorular
EVLT cihazı ne şekilde çalışıyor?
Lazer enerjisi fiber kateter içinden geçerek
hastalıklı toplardamarı içten yakıyor ve damarın
büzülüp kapanmasına neden oluyor böylece damar
içinden artık kan geçemiyor.
Bu damarın kapatılması sorun oluşturur mu?
Hayır. Bacaklarımızda toplardamarlar bir ağ gibidir,
diğer damarlar kanın yukarı dönüşünü rahatlıkla
sağlayabilir.
İşlemin olası riskleri nelerdir?
Her türlü tıbbi işlemin birtakım komplikasyonları
olabilmektedir, ancak EVLT eğer usulüne uygun
yapılırsa ciddi problemlere neden olmamaktadır.
Sadece bazı hastalarda bacaklarda hassasiyet,
kızarıklık nadiren geçici uyuşmalar olabilmektedir.
EVLT’ye alternatif tedaviler nelerdir?
Hastalıklı damarın tedavisinde geleneksel yöntem
cerrahi olarak damarın çıkarılması ve bağlanmasıdır
(Stripping ve ligasyon). Bu yöntemde kasıkta ve diz
ya da bilek seviyesinde en az iki kesi yapılması
gerekir. Bu işlem genellikle genel anestezi altında
yapılmaktadır. Bütün bunlar hastanede kalış ve
iyileşme süresini uzatır, ameliyat izleri daha
büyüktür.
EVLT sonrası varisler tekrar oluşabilir mi?
EVLT ile tedavi edilen bu damardaki hastalık
varislerin en önemli nedenidir bu yüzden yeniden
varis oluşumu çok nadir olmakla birlikte garantisi
yoktur.
EVLT’nin başarı oranı nedir?
Yeni bir yöntem olması ile birlikte, elimizde 5
yıllık takip sonuçları vardır ve araştırmalar başarı
oranının yüzde 98’in üzerinde olduğunu
belirtmektedirler. |
|
|
. |
.
 |
Dondurmasız Yaz Geçmez
24.09.2007
- Bu haberi 129 kişi okudu.
Yaz aylarında tüketmeyi en çok sevdiğiniz
besinlerin başında ne gelir diye sorsak,
cevabınız kuşkusuz 'dondurma' olacaktır...
|
Süt,
şeker, glikoz şurubu salep, süt yağı, vanilya, meyve
püresi, çeşitli kuruyemişler, çikolata veya kakaodan
yapılan dondurma besleyici değeri yüksek olan
dondurma herkesin severek tükettiği bir tatlı.
“Her mevsim tüketilebilen dondurmada dikkat edilmesi
gereken en önemli nokta, sağlık ve hijyen
kurallarına uygun hazırlanmış olmasıdır” diyen
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Aytaç Ak,
dondurmanın besin değeri ve özellikleri hakkında
bilgi verdi.
Karbonhidrat, protein, kalsiyum, fosfor, demir,
çinko, magnezyum, sodyum, potasyum, A, E, C, D ve B
vitaminleri yönünden zengin içeriği nedeniyle,
dondurma aynı miktar süte göre daha yüksek oranda
enerji, mineral ve vitamin kaynağıdır. Bu nedenle
dondurma, çocuklar için özellikle yazın tüketimi
artan bir besindir.
Genellikle çocuklar yaz aylarında daha az süt
tükettikleri için kalsiyum ihtiyaçlarını karşılamak
daha zordur. En iyi kalsiyum kaynağı olarak bilinen
süt, yoğurt, peynir gibi besinlerin yanı sıra sütten
hazırlanmış olan dondurmayı tüketmek çocukların
kalsiyum gereksinmesine katkı sağlar.
Sağlık sorunu olmayan her çocuk dondurma yiyebilir.
Ancak bir yaşına kadar bütün besinlerle yeni
tanışan, alerji riski yüksek olan çocuklara dondurma
vermek doğru değildir. İnek sütü ve yumurta alerjisi
olan veya diyabetik çocuklara dondurma
yedirilmemelidir. Bir yaşından büyük çocuklarda ise
aşırıya kaçmadan, günde 1-2 top dondurma tüketimi
yararlıdır.
Dondurmanın yemekten sonra verilmesi hem iştah
kapanmasını önler hem de midede soğuk yiyeceğin
yaratacağı kramp tarzı rahatsızlıkların ortaya
çıkışına neden olmaz. Dondurma her mevsim
tüketilebilecek sağlıklı bir tatlıdır. Dondurmayı
tüketirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta,
dondurmanın sağlık ve hijyen kurallarına uygun
hazırlanmış olmasıdır. Özellikle dondurmanın
yapıldığı sütün pastörize olması ve hazırlanırken
mikroorganizmalarla bulaşmasının önlenmesi
gereklidir.
Süt mikroorganizmaların üremesi için çok iyi bir
ortamdır. Bu nedenle çok kolay bozulur ve sağlığa
aykırı bir duruma gelir. Üretim esnasında gıda
maddeleri tüzüğüne uygun olan katkı ve renk
vericilerin kullanılması, uygun paketleme ve
etiketlemenin yapılmış olması, üretim sonrası
dağıtımının soğuk zincire uygun yapılması çok
önemlidir.
Açıkta satılan dondurmalar güvenilir yerlerden
alınmalıdır. Dondurmanın içinde buz kristallerinin
olması kurallara uygun üretilmediğinin
göstergesidir. Buz kristalleri, boğazı çizerek
enfeksiyonlara neden olur. Özellikle mahalle
aralarında seyyar satıcı tezgahlarında satılan
dondurmalar sağlık açısından riskli olabilir.
Ambalajlı ürünlerde sık satış yapılan yerleri tercih
etmek, ambalajın ve şeklin bozulmamış olmasına
dikkat etmek ve son kullanma tarihlerine göz atmak
hem kendi sağlığınız hem de çocuğunuzun sağlığı için
gereklidir. |
|
|
|
 |
Orgazmın Sorumlusu Genler
24.09.2007
- Bu haberi 115 kişi okudu.
Orgazm olamayan kadınlar sorunun genetik olup
olmadığını öğrenmek için önce jinekoloğa
gitmeli.
|
|
4 bin kadın
üzerinde yapılan bir araştırmaya göre her üç kadından biri
orgazm olamıyor. Araştırmacılar sorunun kaynağının genetik
olabileceğini belirtiyor.
Kadınlar neden orgazm olamıyor? Neden fizyolojik mi psikolojik
mi? Yıllardır tartışılan bu konuya Memorial Hastanesi Kadın
Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Figen Taşer Güney
açıklık getirdi. Güney, son araştırmalara dayanarak orgazm
olamamanın kökeninde genlerin etkisi olabileceğini öne sürdü.
Dünyada 4 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmada,
kadınlarının üçte birinin hiç orgazm olmadığı ya da nadiren
orgazm olduğu, onda birinin de her cinsel birleşmede orgazmı
yaşadıkları ortaya çıktı. Klitoral uyarı olmadan orgazm
olabilen kadınların oranı ise yüzde 30 olarak belirlendi.
Kadınların yüzde 34’ü mastürbasyonla orgazma ulaşırken,
orgazma ulaşamayan erkeklerin oranı sadece yüzde 2.
GENETİK ETKENLER
Orgazm bozukluklarına yönelik yapılan birçok çalışma, genlerin
kadın ve erkekteki orgazm bozukluklarının sorumlusu olduğunu
ortaya koyuyor. Orgazm olamamanın ikinci önemli nedeni ise
psikolojik. Cinsel yönden bilgi sahibi olmayan kadın korkuları
yüzünden orgazmı yaşamıyor. Bu korkular arasında ilk gece
korkusu ve hamile kalma korkusu var. Tiksinme duygusu da
orgazmı engelleyen etkenlerden biri. Dr. Güney menopoz
sonrasında da orgazm sorunlarının yaşandığını söyledi.
Vücuttaki östrojen hormonunun azalmasının vajinal kuruluğa yol
açtığını bunun da orgazm olmayı engellediğini belirten Dr.
Güney, orgazmı şöyle anlattı:
Kadında orgazm nedir?
Orgazm, cinsel uyarım ve zevkin en yüksek noktası olarak
tanımlanabilir. Orgazm sırasında nefes alıp verme sıklığı,
kalp hızı ve kan basıncı artar. Göz pupilleri büyür, dudaklar
koyulaşır, göğüs uçları dikleşir, klitoris ıslanır ve
sertleşir. Artan heyecanla beraber deri kızarır ve terleme
başlar. Kadında büyük dudaklar, klitoris, vajen ve pelvik
organlar penisteki gibi büyür ve genişler.
Nasıl oluşur?
Bazen orgazmdan hemen önce dakikalarca süren bir haz dönemi
vardır. Orgazm, vajinada ve/veya rahimde hissedilebilen
istemsiz ve zevk veren kasılmalarla aniden ortaya çıkar. Bazı
kadınlarda orgazm, kasılmalar hissedilmeden gerçekleşir.
İstemsiz kasılmalar ve spazmlar, bacaklar, karın, kollar ve
sırt gibi değişik vücut bölgelerinde görülebilir. Orgazm
sırasında vajen bezleri vajinayı iyice kayganlaştıran ve
sıklıkla erkekteki orgazma benzetilen bir sıvı salgılarlar.
Orgazm ile ilgili kasılmaların spermi vajinadan rahim ağzına
doğru yönlendirdiği ve birden fazla art arda orgazm yaşayan
kadınlarda, orgazmın olmadığı sekse göre bu yönlendirmenin çok
daha fazla olduğu düşünülür.
Orgazmın tipleri nelerdir?
Kadın vücudunda çok sayıda erojen bölge vardır. En çok
bilinenleri vajen ve klitoristir. Orgazm da vajinal ve
klitoral orgazmlar olarak ikiye ayrılabilir. Klitoris
çevresindeki bölgeler çok duyarlıdır. Tek fiziksel fonksiyonu
cinsel zevk vermektir. Birçok kadın klitoral orgazmın en yoğun
orgazm olduğuna inanır. Kadınlar vajinal orgazma ulaşmanın
daha zor olduğuna inanırlar. Vajenin dış 1/3’ü en duyarlı
bölgesidir. Bir orgazmın diğerinden daha iyi olduğunu söylemek
mümkün değildir, her ikisi de farklı zevk alma biçimleridir.
Her kadın kendi tecrübeleri ile birini tercih edebilir ve bu
nedenle kadının partnerinin, kadının tercih ettiği tipi
bilmesi önem taşır.
Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür
değişiklikler yapılabilir?
İlişkide kadın ile erkeğin aynı anda orgazm olması diye bir
gereklilik söz konusu değildir. İlişkide aynı anda orgazm
olunması diye bir gereklilik de yoktur. Önemli olan kadının ya
eşi ile birlikle ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Çünkü
erkek orgazm olduktan sonra ereksiyon etkinliğini kaybetmeye
başlar. Yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır
olması belli bir süreyi gerektirir. Kadınlarda ise bu süre çok
kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm
olabilirler ve aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm
olabilirler. Bunun için erkek, kadının orgazm olabilmesi için
gerekli koşulları sağlamalı ve çaba göstermelidir.
|
|
|
|
|
Önce Sağlık |
|
|
|
. |
|
Moda |
|
|
|
. |
|
Yemek Tarifleri |
|
|
|
. |
|
Güzelliğiniz
için |
|
|
|
. |
|
Çatlaklara
Son |
|
|
|
. |
| |
|