| Kibir Yok |
Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip
bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir
asli var midir? Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama
bir kere soruldu ya cevaplar; -Her halde oyle olmali. -Boyle
kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese
kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca; -Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda
durmakta olan cinar agacina; -Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin
yanina varir. Aksehir'liler; -Ne oldu Hoca agaci getiremedin,
kendin oraya gittin! diye gulunce, Hoca; -Bizde kibir
yoktur, dag yurumezse abDal yurur der.
| |
| Tesbih |
Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh
Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik
desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir
korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda: "Yahu,
bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek
olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan
tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis. Hoca'nin kozu
kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek; "Peki ama, demis;
ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa,
bizim halimiz nice olacak!"
Cenazenin neresinden Yine
bir gün komşudan Biri vefat etmisti. Herkes işi Bırakıp
Cenazeye gitmişti.
O sırada bir adam, Yaklaşmış
Nasreddin'e Demiş: "Sorum olacak", Ey Hoca'm sana yine!
Acımız fazla büyük, Elbette sabretmeli! Cenaze
gotürürken, Neresinde gitmeli?"
Hoca demiş: "Elbette,
Sonu budur her kulun! Tabutta bulunma da Nerde isterse
bulun!" | |
| Yem |
Nasreddin Hoca, bir gün esegiyle odun getirir.
Hava da cok sicak oldugundan hem kendisi hem esegi kan ter icinde
kalirlar. Hoca odunlari indirir, yerlestirir. Karisina: -
Hatun, esek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karisida o gün yorgun oldugundan: - Efendi, benim isim var,
sen yemleyiver, der. Hoca sicaktan iyice bunalmis vaziyette
kendini minderin üzerine atar. - Olmaz! Hic halim yok, veremem,
sen ver der. Esegin yemini sen vereceksin ben verecegim derken
is kizisir. Epeyce tartisirlar. En sonunda Hoca: - Pekala!
Öyleyse aramizda bahse tutusalim. Kim önce konusursa esege o yem
versin. Anlastik mi? der. Karisi teklifi kabul eder. Ikisi de
birer köseye cekilirler. Az sonra kadin, el isini alarak komsuya
gider. Hoca birsey diyemez. Aradan biraz zaman gecer. Eve bir
hirsiz girer. Hoca'yi görünce kacacak olur. Ama Hoca'dan hic ses ve
tepki gelmedigini anlayinca kacmaktan vazgecer. Ortalikta ne var
ne yoksa koca bir cuvala doldurur. Hoca'nin gözleri önünde cuvali
yüklenerek evden cikar. Karisi epey zaman sonra eve girip evin
halini görür. Esyalarin yerinde yeller esmektedir. Telasla: - Bu
ne hal? Efendi! diye ciglik atar. Hoca yattigi yerden
dogrularak: - Haydi bakalim Hatun, bahsi kaybettin. Esegin
yemini sen vereceksin! der. | |
| Ateş Düştüğü Zaman |
Nasreddin Hoca'nin evine tüccar arkadasi misafir
olmus.Hoca ona manti pisirip getirmis. Arkadasi acele edip mantiyi
hemen agzina atinca bogazi yanmis. Bogazinin yandigini belli etmemek
için basini tavana dogru dikmis ve yanmanin etkisi gidince de basini
tavandan indirmeyip sormus : -Hocam bu tavani ne zaman yaptiniz.
Hoca hemen : -Bogazina ates düstügü zaman, demis.
| |
| Peştemal 2 |
Timur bir gun yanina Hoca'yi da alarak Aksehir'in
Meydan Hamamina gider. Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume
gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan Chat ederken bir
taraftan terlerler. Derken Timur Hoca'ya sorar. -Hoca sen
bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para
ederim?... Hoca; -On akce der. Kendisine bu kadar az
kiymet bicilmesi Timur'u kuplere bindirir. -Bre gafil sen bana
nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar!
deyince Nasreddin Hoca boynunu bukerek; -Pestemali hesapa
kattim zaten! der.
| |