| Esek |
milletvekilinin biri bir koyu gezerken, bagli
oldugu degirmeni donduren bir > esek gormus. >
yanindaki koyluye sormus; > bu esegin boynundaki zil ne ise
yarıyor ? > Efendim ,demis koylu ,o zil sustugunda essegin
durdugunu anlıyorum.Mudahale > edince tekrar harekete
basliyor. > Akillica ,demis vekil peki esek oldugu yerde
durupta basını saga sola > sallarsa nerede anlayacaksin
durdugunu? > Anlayamam ama ,ne gezer efendim sizin gibi
akilli esek buralarda |
| Beni Aramıyorlar |
Beyazsaray'daki oval bürodayız. Bill çalışıyor.
Monica onu seyrediyor. Bu sırada telefon uzun uzun çalar ama
sekreter hanım hiç oralı olmaz. Sinirlenen Bill : -Telefona
niçin bakmıyorsun?..diye sorunca Monika : -Neden bakacakmışım
ki...Nasıl olsa her seferinde seni arıyorlar!
|
| Düzen |
Basbakan seçim öncesi halkın huzurunda bir
kopnuşma yapıyor: -Her ne olursa olsun size söz veriyorum bu
düzeni değiştireceğiz Halkın arasından biri ayağa kalkarak
Ecevit'e seslenmiş: -Düzen hayatından memnun. Düzüleni ne zaman
değiştireceksiniz??!! |
| Rüya |
| Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret
ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz sarayda davet
edilmişti.Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl
geçirdiğini sordu: ^^Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Yaa
ne gördünüz? Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını
gördüm. Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra
Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti.Sabah olunca Brejnev ona nasıl
uyuduğunu sordu.Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Ne
gördünüz? Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu. Brejnev pek
memnun olmuştu.Ford devam etti: Ama bayrakta acaip yazılar vardı. Ne
yazıyordu ne yazıyordu? Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince
idi |
| Clinton |
Clinton oldukten sonra cehennde zebaniler
tarfindan karsilanir zebaniler: - "sen dunyanin en buyuk
lideriydin sana bir kiyak yapacaz kendi cezani kendin sececeksin"
demisler uc tane oda gostermisler secsin diye birincide Mesut Yilmaz
ayakalarindan tavana asili sekilde duruyomus... istememis Ikincide
boris yeltsin i orasina burasina kizgin sisler sokulurken gormus ve
istememis.. Ucuncude ise mike tyson i koltuga oturmus ve de monica
yi monicaligini yaparken gormus ve ben burayi istiyorum demis....
zebani de tamam diyerek monica diye seslenmis: - "gel kizim
senin cezan bitti sira bill de" |
| Soru Sorma Politikası |
İki arkadaş, sigara içerken incil okunup
okunmayacağı konusunda tartışmaya başlamışlar. Sonuç alamayınca
Papa'ya sorup izin almaya karar vermişler. İkisi de Papa'nın yanına
gidip sırayla sormuşlar:
1- Papa Hazretleri, ben incil
okurken canım sigara içmek istiyor. İçebilirmiyim? Tabiiki
Papa'nın cevabı: Oğlum, İncil okunurken tanrıyla ilgilenmen
lazım. Tanrıyla ilgilenirken de dikkatin dağılmaması lazım. O
nedenle, incil okurken sigara içilmez.
İzin alanın sorduğu
soru ise; 2- Papa hazretleri, sigara içerken canım incil okumak
isterse okuyabilirmiyim? Papanın cevabı ise; Oğlum, her
nerede ve ne koşulda olursan ol, incil okuma isteği duyarsan
okuyabilirsin.
İşte, almak istediğiniz cevaba ve onaya göre
soru sorma teknikleri. |
| Karizmatik ve Klasik |
çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun
senler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla
konuşuyormuş...türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında..
telefonda sormuş
- eskiden çok karizmatik bir adam
vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi
vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar
diye
bizimkisi cevaplamış..türkiyedeki arkadaşı ...
-
ikisi de duruyor..ikisi de başımızda hala...yanlız bitakım
değişiklikler oldu..birinin karizması gitti "tik" i kaldı...diğeri
ise klasiği gitti "*ik" i kaldı...onunla da anamızı belledi..biz de
ona "baba" diyoruz artık ... |
| Iraklı |
Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli barda
oturmus içki içiyorlarmis.
Amerikali içkisini bitirince
bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip
parcalamis:
"Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz
Amerika'da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis.
Ingiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardagi havaya
firlatmis ve ates ederek bardagi parçalamis:
"bizim Ingiliz
kumsallarinda bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardir ki,
ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis.
Bunun üzerine
Irakli da buz gibi sogukkanli bir sekilde içkisini bitirmis, bardagi
havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi vurup
öldürmüs:
"Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar
çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki
içmeyiz" |
| Elektirikler Kesik |
| Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili'deki
darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için
Şili'ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan
yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin
mahzenine inmişler. İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili
görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını
uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı yetkili, kendi ülkelerinde
elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu konuyu daha kolay
hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı
bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi "efendim, biz de elektrik
kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare
ediyoruz" demiş. |
| Lafı Gediğie Oturtanlar |
1. Churchill, avam kamarasında konuşurken,
muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın
kızgın şöyle seslenir: - "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin
içine zehir karıştırırdım." Churchill, oldukça sakin kadına
döner ve lafı yapıştırır: - "Hanımefendi, eğer karım siz
olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."
2. Sokrates ve
eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip
veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki
göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrat, gayet sakin: - "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir
sağanak zaten bekliyordum" demiş.
3. Bernard Shaw ile
Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş.
Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet
etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: - "Size iki
kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp
gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap
göndermiş: - "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim
için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece
gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."
4. Bir
gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve
şiddetle azarlamış. Talebesi: - "İyi ama ben çok az bir
paraya oynuyordum" diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap
vermiş: - "Ben seni kaybettiğin para icin değil, kaybettiğin
zaman için azarlıyorum."
5. Dünya nimetlerine ehemmiyet
vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün
çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan
kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara
çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor
gördüğü filozofa: - "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem"
der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- "Ben çekilirim."
6. Meşhur bir filozofa: - "Servet
ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?"
diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan"
demiş.
7. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye
hasımlarından biri: - "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan
için biraz büyük değil mi?" Galile: - "Doğru" demiş, "Benim
kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek
için fazla küçük sayılmaz mı?"
8. Bir toplantıda, bir genç
Mehmet Akif' i küçük düşürmek ister: - "Afedersiniz, siz
veteriner misiniz?" Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle
yanıtlamış: - "Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"
9. Yavuz
Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı
yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden
biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: -
"Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş. Vezir: - "Evet
hünkarım, bilirim" dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: - "İyi,
ben de bilirim."
10. Bir filozofa sormuşlar: - "Şansa
inanır mısınız?" Filozof: - "Evet, yoksa sevmediğim insanların
başarılarını neyle
açıklayabilirdim." | |